• Filiz Çetin

BEYNİ BÜTÜNLEŞTİREN İLİŞKİLER

Evrimleşme süreci bizleri tehlikeli ortamlara karşı en güzel şekilde korunmamız için hazırlar. Beyinlerimiz ve bedenlerimiz tehlikeyi aramak ve ona tepki vermek için düzenlenmiştir. Sürüngenler ve memeliler içgüdüsel olarak tehlikeye karşılık vermişler ve tehlike bittiğinde de normale geri dönmüşler. Yaşayan canlılar arasında beyni en üst seviyede evrimleşmiş olan bizler de bu kapasiteyi koruyor ve tehlikeye yanıt verdikten sonra, yeniden normale dönüyoruz. Beynimizin yapısı bu tepki ve onarma döngüsünü sağlıyor. ⁣



Ancak rahatlama ya da onarma olmadığında yaşadığımız korkuya sıklıkla maruz kalmak beyni küçültüyor. Öyle hassas ve ilişkiyle beslenen canlılarız ki... Bu nedenle çocuklarımızla olan ilişkilerde onları uyarmak adına "korkutucu" ifadeler kullanmamak, korku ve stres yaratabilecek ortamlar sunmamak gerekir. Bu durumların sıklığı kendimizi güvende hissetmemizi sağlayacak beyin yapıları için olgunlaşma ya da bütünleşme fırsat yaratmaz; sinir hücreleri ve sinaptik bağlantılar geliştirilemez. Burada en sihirli kelime ise GÜVEN. Beyni geliştiren içsel ve çevresel güvenlik hissidir. Bu hissi yaratmak için özenle çaba gösterelim.⁣


⁣Kendini gerçekleştirme fırsatı sunan, güvenli ve sevgi dolu bir ortam, doğal olarak bütünleşmiş beyin yapılarını sağlıyor. Bu durumun sürekliliğini ve içselleştirilmesini sağlayarak güvenli bağlanmalar yaratmak mümkün. 🌱

Terapide de sağladığımız bu ortamda beyin yapılarının olgunlaşmasını ve bütünleşmesini desteklemeye çalışıyoruz. Bu süreçte yeni sinir hücreleri gelişim gösterirken, sinaptik bağlantılar ve beyin yapılarının boyutunun da arttığını nörobilim çalışmaları destekliyor. Hatta duygusal destek sağlandığı zaman, gelişimi desteklenmemiş beyin yapıları bile beynimizin nöroplastisite özelliği ile açılım gösterir. Özenle ve ilgiyle duygusal ihtiyaçları fark etmek ve beslemek birbirimize yalnızca ruhsal değil fizyolojik açılımlar da sunuyor. ⁣