• Filiz Çetin

Gökyüzü Gibi Zihin

En son güncellendiği tarih: Ağu 5

Anne babaların evde çocuklarıyla daha sık zaman geçirdiği bu günlerde zihinler biraz karışabiliyor. Bu süreçte kısa da olsa, bazı zamanları yalnızca kendilerine ayırıp, yaşadıklarını, hissettiklerini ve düşüncelerini fark etmeleri için verecekleri ara, çocuklarını daha iyi anlamalarına yardımcı olabilir. Okuduğumda çok hoşuma giden Zen öğretilerinden birinde bahsedilen "Gökyüzü gibi zihin" metaforu buna çok uygundur.  Sakin bir yerde oturup, gözlerinizi kapayıp, zihninizi ve bedeninizi engin mavi bir gökyüzü olarak hayal edip, bulutların geçişini izleyebilirsiniz. Deneyin... Düşüncelerimiz ve duygularımıza kapılıp savrulmadan bulutları izler gibi kendi iç dünyamızı düzenleyebiliriz.  Ara verilen bu zaman içinde kendi zihnimizi daha iyi anlamlandırarak, çocuklarımızın zihinleriyle daha rahat bağlantı kurabiliriz. Çocuklar her daim onlarla beraber olmamızdan çok, onlarla etkileşimdeyken "bütünüyle" o anda kalmamıza ihtiyaç duyarlar.



Bu bilgiyi bilmek anne babanın yaşamında nasıl dönüştürücü olabilir? "Çocuğumun duygusal dünyasına iyi gelecek davranışı seçebilirim" düşüncesini zihinde tutarak... Bu niyetle davranan anne babalar kendilerini ebeveynlik yöntemlerinde daha özgür hissedebilir. Tabii ki yorgun olduğumuzda, açlıkta, hayal kırıklığı ya da kızgınlık yaşadığımızda, seçim yapma becerimiz kısıtlanabilir. Duygularımıza kapılarak bakış açımızı kaybetme riski vardır hep. Böyle zamanlarda kendimizi düzenlemek, iç dünyamızda neler oluyor, ona durup bakabilmek, anlamaya çalışmak, çocuklarımızı da anlamayı kolaylaştırır. Bu karşılıklı etkileşimi içeren bir süreçtir. "Çocuğa bir şeyler yapayım da sussun, sakinleşsin" yerine, önce "Benim ona yardımcı olmam için neye ihtiyacım var?  Kendimi hazırlayayım, kendi iç dünyamı düzenleyeyim ve çocuğumla öyle ilişkiye gireyim" daha etkilidir.


Sinirbilim  alanında yapılan çalışmalar, çocukların bizim sinir sistemimizi ödünç aldığını anlatıyor. Anne baba olarak duygularımızı hissederler ve beden de bu duygulara uygun şekilde davranır.  Eğer bakım veren olarak benim sinir sistemim düzenlenmemişse, çocuğuma işe yarayacak tutumda davranamayabilirim. Çocuğun ödünç alabileceği ve kendini düzenleyici sinir sistemi yoksa, ortaya kontrol edilemeyen bir karmaşa çıkar ve çocuk tekrar kendine gelebilmek için, kendini düzenleyecek bir sinir sistemi arar ve onu bulana kadar kendini kaybolmuş hissetmeye devam eder. Bu nedenle çocuklarımıza uygulayabileceğimiz herhangi bir yöntem ya da etkinlikten önce, kendimizle bağlantıya geçmeyi deneyebiliriz. 



Görsel@Hülya Özdemir